| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Hamile Anne Gebelik Zamanı Bilgi ve Doğum

3 "ultrason" etiketi kullanan gönderi "ultrason" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Hamilelikte Gebelikte Vajinal Ultrason Zararlımıdır





Yanlış bir inanışla birçok gebe alttan yapılan (vajinal) ultrasona girmemektedir ve bebeğinin düşeceğini sanmaktadırlar. Bir hekim olarak hepimiz vajinal ultrason yapıldığı için bebeğinin düştüğünü o yüzden doktorunu değiştiren hastalarla karşılaşmaktayız. Vajinal prob rahim ağzını görüntülemek ve erken gebeliğin takibi için çok yararlı bir ultrason yöntemidir ve dikkatli yapıldığında hiç bir zararlı etkiye yol açmamaktadır Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte gebelikte tanı yöntemleri ve kullanılan aletler gittikçe artmaktadır . Bunlardan biri kuşkusuz herkesin tanıdık olduğu ultrasonografi cihazlarıdır. Gebe takibinde gebeliğin ilk ayından son noktasına kadar ultrasonografi vazgeçilmez bir takip yöntemi olmuştur. Elde edilen görüntülerle bebeklerde daha anne karnında major anomalilerden en basit cinsiyet tayinine kadar her alanda kullanılmaktadır. Günümüzde renkli ultrason diye bilinen Doppler Ultrasonografi ile bebeğin kan akımları ve sağlık durumu hakkında çok geniş bilgiler elde edebilmekteyiz. Bebeğinizin anne karnındayken fotoğraf albümlerine girebilmesini sağlayan 3 boyutlu cihazlar da kullanılmaya başlanmıştır. Bu takipler bebek üzerine olumsuz etkisi var mı? Kaç kez ultrasona girmeliyiz? Yapılan çalışmalarda ultrasonografi takiplerinin bebek üzerinde olumsuz etkisi gösterilmemiştir. Bu durum sık sık yapılan takiplerle de aynı bulunmuştur. Ultrason cihazları normal ama insan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgası kullanmaktadır. Bu sebeple bebek üzerinde bir zarar söz konusu olmamaktadır. Bu konuda doktorunuzun tavsiye ettiği ve uygun gördüğü her durumda ultrasona girmenizde bir sakınca yoktur.

Hamilelikte Gebelikte Ultrason Uygulamaları





Gebelikte ultrasonografi uygulamaları son 15 yıl içinde teknik gelişmelere paralel olarak büyük değişim gösterdi. Bugün kullandığımız gelişmiş ultrasonografi cihazlarıyla daha önceden izlenemeyen pek çok yapısal özelliği ölçüp ve normal gelişimini değerlendirebiliyor, gebeliğe ait pek çok sorunu ve bebekle ilgili problemleri saptayıp tedbir alabiliyoruz.

Ancak gelişen teknolojiyle ultrasonografinin bir muayene yönteminden çok bir şov aracı haline dönüşmeye başladığını belirtmek gerek. Hemen hiçbir muayene odasında muayene sırasında hekim, hasta, hemşire dışında kimse bulunmazken pek çok ultrasonografi odasına kalabalık aile üyelerinin doluşup aslında bir muayene yöntemi olan ultrasonografiyi eğlence aracına dönüştürdüğüne hepimiz tanık olmuşuzdur.Bu durumun muayeneyi olumsuz yönde etkileyebileceğini kabul etmek gerek

Unutmamalı ki ultrasonografi yaparken doktorunuz bebeğinizin sağlık durumu hakkında gözlem yapmakta ve bu gözlemini birikimleriyle birleştirmektedir.Yoğun dikkat gerektiren bu uygulamada muayene odası kalabalık bile olsa sessizliği korumak sizin ve bebeğinizin yararınadır.

Bunun yanında ultrasonografi konusunda bir kavram kargaşasının yaşandığını da belirtmek gerek. Yakınlarınızdan ‘renkli doppler’ ,’büyük ultrason’ , ’üç boyutlu ultrason’ ve buna benzer başka terimler duyacaksınız.Bu nedenle hangi terimin aslında neyi ifade ettiğini gözden geçirmekte yarar görüyoruz.

Ultrasonografi Nedir? Nasıl Çalışır?
Ultrasonografi ses dalgalarını kullanan bir tekniktir. Kesinlikle röntgen ışınları ve radyasyon içermez.Kulağımızın duyamayacağı kadar yüksek frekanstaki ses dalgaları karnınızın üzerinde gezdirilen ‘probe’ adı verilen cihaz yardımıyla vücudunuza gönderilir ve ve vücudunuzdaki farklı dokulardan farklı şekilde geri yansıyan (boş bir alanda bağırdığınız zaman çevreden sesinizin geri yansıması gibi) ses dalgaları yine probe tarafından algılanır. Farklı yapıdaki dokulardan yansırken ses dalgalarının özelliklerinde değişimler olur. Bu değişimlerden yararlanarak ultrasonografi görüntüsü oluşturulur.
Ultrasonografinin temeli 19. yy ın sonlarında ünlü fizikçiler olan Currie ailesinin keşfettiği ‘'piezoelektrik etki’’ ye dayanır.Bazı maddeler ki bunlara ‘’piezoelektrik kristaller’’ adı veriyoruz üzerlerine uygulanan mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilme yeteneğine sahiptir.Ultrasonografide ‘prob’ adını verdiğimiz ve ana üniteye bağlı olan ve uygulama sırasında vücudunuza temaz eden kısımda bu kristaller yer alır.bu kristaller ürettikleri ses dalgalarının yansımalarını da algılar.Bunların ana makinede işlenmesiyle ses dalgalarının yollandığı dokuların iki boyutlu görüntüsü elde edilebilir.

Doppler ultrasonografi hareketli bir cisimden yansıyan ses dalgalarının frakansındaki değişimden faydalanarak cismin hareket hızının hesaplanabilmesi prensibinden yararlanır.Yani hareket eden bir cisme belli frekansta ses dalgaları yollanırsa ,bu cisimden geri yansıyan ses dalgalarının frekansında bir değişim olur.Gönderilen ve geri yansıyan ses dalgalarının frekansları arasındaki farktan yararlanılarak cismin hareket hızı hesaplanabilir. bu fizik özelliğinden ultrasonografi de en çok kan akımına ait verilerin elde edilmesinde yaralanılır.Gebelik sırasında doppler ultrasonografi gebelikle ilgili komplikasyonlar hakkında değerli öngörülere olanak sağlar.Uterusa giden atardamarlardaki kan akımı özellikleri ilerleyen gebelik haftalarında bebekte rahim içi gelişme geriliği, annede preeklampsi ve ilgili sorunların gelişme riskine ait önemli uyarılar verebilir. Yine aynı şekilde göbek kordonundaki kan akımı ve bebeğin çeşitli damarlarındaki kan akımı özellikleri de bebeğin plasentadan yeterli besin ve oksijen alıp almadığı konusunda direkt ve objektif veriler sağlar.

Ultrasonografi geçmişi 40 yıla ulaşmış olan bir tekniktir.Laboratuar ortamında yapılan çalışmalarda ultrasonografini doku üzerinde neden olabileceği iki etki belirlenmiştir.Bunlar ısı arttırıcı etkisi ve kavitasyon etkisi olarak adlandırılır.Isı oluşturma etkisi ultrasonografini süresi ve kullanılan frekansla doğru orantılıdır. Rutin uygulamalarda kullanılan frekans ve uygulama süreleriyle ısı artışının zararlı bir etkisi gösterilmemiştir. Kavitasyon etkisi ultrasonografi uygulanan dokuda baloncuklar oluşması şeklinde tanımlanabilir ve doku harabiyetine neden olabilir.Ancak yine gebelikte uygulanan ultrasonografide de kavitasyon etkisi gösterilememiştir.Yapılan pek çok çalışmada ultrasonografinin etkilerine bağlı olduğu kanıtlanmış herhangi bir sakatlık saptanmış değildir. Görme bozuklukları ,sağırlık,solaklık,gelişme geriliği,çocukluk çağı lösemileri,konuşma bozuklukları gibi pek çok sorun için ultrasonografinin olumsuz yönde etkisi olup olmadığı araştırılmış ancak herhangi bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu nedenle arada yayınlanan gazete haberlerine bu nedenle önem vermemek gerekir .Buna karşın ultrasonografi gebelik ve doğumla İlgili uygulamalarda (obstetri)ve diğer kadın hastalıklarının tanı ve tedavisinde yepyeni bir çağın başlamasına neden olmuştur.Gelişen teknoloji hekimlerin önünde yeni olanaklar ve kolaylıklar sunmaya devam etmektedir.

Ultrasonografi muayeneleri ne sıklıkla yapılmalıdır? Günümüzde ülkemizde gebelik takiplerinde ultrason incelemeleri neredeyse her muayene için rutin haline gelmiştir.Buna karşın pek çok ülkede durum bundan farklıdır.Bunun nedeni hemen tamamen ekonomiktir. Sigorta şirketleri oldukça pahalı bir uygulama olan ultrasonografi için yalnızca belirli haftalarda veya özel durumlarda ödeme yapmaktadır .Genel olarak ilk 10 hafta içinde 7-9. haftalarda ilk inceleme , 18-22haftalar arasında fetal anomali taranması amacına yönelik detaylı inceleme 33-34. haftalarda da bebeğin gelişiminin değerlendirilmesine yönelik bir inceleme mutlaka gerekli görülür. Ense pilisi kalınlığının ölçülmesi için 11-14. haftalar arasında da ultrason incelemesi uygundur.

Ülkemizde ise hemen her kadın hastalıkları ve doğum uzmanı kendi ultrasonografi incelemesini muayenenin bir parçası olarak her hasta kontrolünde uygulamakta ve bunun için ek ücret talep edilmemektedir.Her kontrolde ultrasonografi gerçekten de şart değildir ancak gerek hastaların beklentileri gerekse hekimlerin alışkanlıkları bu şekilde yerleştiğinden bu uygulamanın değişme olasılığı çok düşük görünmektedir.Ancak şunu belirtmek gerekir ki her kontrolde ultrasonografi kesin gerekli olmasa da zararı da yoktur.Ancak ultrasonografinin rutin gebelik kontrolünün yalnızca bir parçası olduğu unutulmamalıdır. Anne adayının ağırlığının ve tansiyonunun ölçülmesi ,kilo alış hızının değerlendirilmesi,ödem ve benzeri önemli belirtilerin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi , gebelik haftasına göre bazı risklerin ekarte edilmesini sağlayacak sorgulamaların yapılması en az ultrasonografi kadar önemlidir.Ülkemizde ,çok gerekli olmayan sıklıkta ultrasonografi uygulanırken bazı durumlarda muayenenin bu çok önemli bölümlerinin yeterince önemsenmediğini de maalesef gözlemlemekteyiz.
 


Hamilelik Gebelik Testleri - Ultrason





Gebelik, erkekten gelen spermin kadının yumurtalıklarından atılan yumurta hücresini döllediği andan itibaren başlar. Bebek, bu andan 8. haftanın sonuna kadar olan dönemde embriyo, 8. haftadan sonra doğuma kadar olan dönemde ise fetus olarak adlandırılır. Embriyo, endometrium adı verilen rahim içi tabakaya yerleştiği andan itibaren HCG (human chorionic gonadotropin) adı verilen gebelik hormonu, embriyoyu çevreleyen hücrelerce salgılanmaya başlar. Gebelik testlerinde esas, bu gebelik hormonunun saptanmasıdır. HCG hormonunun yapısının bir kısmı diğer bazı hormonlarla benzerlik gösterdiğinden HCG hormonunun beta fraksiyonunun, yani ßHCG' nin ölçümü yapılır. Gebelik ilerledikçe kanda giderek artan ßHCG, belli bir eşik düzeyini aştıktan sonra idrarda da çıkmaya başlar ve idrarda gebelik testinin pozitifleşmesini sağlar.

 

İdrar testleri gebeliğin olup olmadığını saptayabilirken kandan yapılan gebelik testi, kandaki ßHCG'nin miktarını saptar. Onun için kan testi, daha adet gecikmesi bile olmadan gebeliğin varlığı veya yokluğunu saptayabilir. İdrar testinin güvenilirliği, idrardaki ßHCG'yi düşük seviyelerde bile saptayabilmesine bağlıdır, ancak hiçbir zaman kan testinin güvenilirliğine ulaşamaz. İdrar testinde gebeliğin varlığı saptandığında yanlışlık olasılığı düşüktür; ancak yokluğu saptandığında erken gebelik olasılığı göz önüne alınarak testin bir süre sonra tekrarlanması gerekir. Kanda bakılan ßHCG hormonu, idrar testinin saptayamadığı veya ultrason ile görülemeyen gebeliklerin tespitinde kullanılmasının yanında, dış gebelik , düşük , mol gebeliği (üzüm gebeliği olarak da bilinir) gibi durumların teşhisinde ve takibinde de kullanılan çok değerli bir testtir.


GEBELİĞİN ULTRASONLA TANISI

Adet gecikmesi bir hafta olduğunda, yani gebelik 5 haftalık olduğunda vaginal ultrasonla gebelik kesesi görülebilir; karından bakılan (abdominal) ultrasonla görülebilmesi için gebeliğin en az 6 haftalık olması, yani adeti 2 hafta geçmesi gerekir. Gebelik testinin pozitif çıkması vücutta gebelik varlığının kesin kanıtıdır ancak gebeliğin rahim içinde olup olmadığı sadece ultrasonla saptanabilir. Ultrason ayrıca gebeliğin kaç tane (yani tekiz veya çoğul gebelik ) olduğu hakkında da bize bilgi verir. Ultrasonda gebelik kesesinin görülmesinden sonraki basamak, bu kesenin içinde embriyonun ve kalp atışının gözlenmesidir. Çok nadir olarak embriyo içermeyen gebelik kesesi (boş kese= boş gebelik= blighted ovum= anembriyonik sak) oluşabilir, ancak bu da embriyonun henüz görülemediği erken bir gebelikle karıştırılmamalıdır.

 

 Gebelik kesesinin çapı 25 mm olmasına rağmen içinde embriyonun görülmemesi, boş kese tanısını koydurur. İlk trimester (gebeliğin ilk 3 ayı) içinde yapılan ultrasonografinin en önemli yararlarından biri de, son adet tarihinin tam olarak bilinemediği (adet düzensizlikleri, emzirirken hamile kalma, vb.) durumlarda gebelik haftasının saptanmasıdır. Gebelik yaşını tam doğrulukla tespit etmek için 1 ay arayla iki ultrason ölçümü yapmak uygun olacaktır. Gebelik haftasının belirlenmesi, bebeğinizin büyüme-gelişmesinin izlenmesinde (özellikle IUGG açısından), yapılacak testlerin (Üçlü test vb) zamanlamasında ve doğum tarihinin planlanmasında önemlidir.