| | Create free blog ( Türkçe , Русский , Deutsch , Español )

Hamile Anne Gebelik Zamanı Bilgi ve Doğum

96 "hamile" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"hamile" etiketi kullanan diğer içerikler resimler , videolar

Hamilelikte Cilt Çatlakları Gebelikte oluşan Göğüsde Kalçada Çatlaklar





Gebelikte kadınların önemli bir kısmında karın cildinde, kalçalarda ve göğüslerde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan değişikliklerdir ve çoğu zaman çatlayan bölgelerde tabloya rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Gebelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alırlar ve kalıcıdırlar. Çatlaklar çok ender durumlarda kozmetik sorun yaratacak kadar yaygın olabilirler. Bazı anne adaylarında gebelik döneminde oldukça fazla kilo alınmasına karşın çatlak oluşmamakta, bazılarında ise gebeliğin erken dönemlerinden itibaren çatlaklar ortaya çıkmaktadır. Yine bazı anne adaylarında gebeliğin en erken dönemlerinden itibaren "çatlak kremleri" kullanmalarına rağmen yaygın çatlaklar oluşabilmekte, bazılarında ise hiçbir "koruyucu önlem" almamalarına rağmen hiç bir çatlak oluşmamaktadır. Bu nedenle çatlakların kalıtımsal özelliklerle çok yakın bir ilişkisi olduğu düşünülmektedir.

 

 Çatlakları tümüyle önlemek mümkün olmamakla beraber alınan bazı önlemlerle çatlakların kalıcı kozmetik sorunlar yaratması önlenebilir. Piyasada bulunan "çatlak kremlerinin" tümünün ortak özelliği cildi nemlendirmeleri ve esnemesine yardımcı olmalarıdır. Bu özellikleriyle "çatlak kremleri" çatlakların beraberinde getirdiği kaşıntının da dinmesine yardımcı olurlar. Anne adaylarının bir kısmı ise çoğunlukla yüksek fiyatlı bu "çatlak kremlerinin" yerine badem yağı kullanmayı tercih etmekte ve bu maddenin ciltlerinin nemli kalmasına ve kaşıntı şikayetinin ortadan kalkmasına yardımcı olduğunu belirtmektedirler. Son zamanlarda moda olan "aromaterapi" adı verilen tedavi yönteminde kullanılan yağlardan gebelikte kaçınılmalıdır. Bu yağlar her ne kadar bitkisel kökenli olsalar da, ilaçların da çoğunun bitkisel kökenli olduğu unutulmamalıdır.Son olarak da sıvı alımının öneminden burada da bahsedilmelidir: Vücuda giren su miktarı yetersiz olduğunda cildin elastikiyeti azalır ve çatlaklar daha kolay oluşur. Aksine, sıvı miktarı yeterli bir cilt, tonusunu daha iyi korur ve gerilmeye karşı daha dayanıklı hale gelir.

Hamilelikte Akıntı Gebelikte Vajinal Akıntı Mantar Enfeksiyon





Gebelerde fizyolojik akıntı artar. Estrojen artışına bağlı rahim boynu salgı bezlerinin salgısının artmasına bağlıdır. Enfeksiyöz nedenler ekarte edilmelidir. Gebeliğin fizyolojik akıntısı renksiz ve kokusuzdur. Eğer, akıntınız kötü kokulu ise, sarı iltihabi renkte ise, beyaz süt kesiği gibi ise ve beraberinde kaşıntı yanma gibi şikayetler de varsa enfeksiyon olabilir. Gebelik sırasında sık görülen şikayetlerden biri de tekrarlayıcı vajinal mantar (candida) enfeksiyonlarıdır. Gebelikte vajinanın asiditesi ve glikojen miktarındaki değişimlere bağlı olarak mantar enfeksiyonlarına uygun bir zemin oluşur. Enfeksiyonlar, erken doğum riskini artırabileceğinden tedavi edilmelerinde fayda vardır. Gebeliğin 2. yarısında aniden fazla miktarda olan su gibi akıntılar zarların erken açılmasına bağlı olabilir. Böyle bir durum süz konusu olduğunda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekir.

Hamilelikteki Risk Faktörleri Gebelikteki Riskler





Hiçbir zaman garantisi yoktur, ama hamile kadınların büyük çoğunluğu zamanında ya da yakın bir zamanda sağlıklı, normal bebekler doğururlar.
Ancak bazı faktörler düşük, ölü doğum, rahim içi büyüme geriliği ve erken doğum gibi hamilelik komplikasyonları riskini arttırma eğilimindedir.

Bu faktörlerin bazıları yaş gibi büyük ölçüde bizim denetimimizin dışındadır. Sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi diğer faktörlerden kaçınmalısınız.

Yaş özel bir dikkat gerektiriyor, çünkü günümüzde birçok kadın hamileliği 30 lu, hatta 40 lı yaşlara erteliyor. Bu ne kadar güvenlidir? Yine, 35 yaşından büyük sağlıklı kadınların büyük çoğunluğu sorunsuz hamilelikler geçirmektedir. Bu kadınların çoğu hamileliğini planladığı için, genellikle motivasyonları çok yüksektir ve kendilerine özellikle iyi bakarlar.

Ancak anne ve çocuk için risk artmaktadır.

35 yaşından büyük kadınlarda şeker ve yüksek tansiyon genç kadınlara göre daha sık ortaya çıkmaktadır. Düşük ve ölü doğum oranı biraz daha yüksektir. Erken doğumu gerektiren nadir bir durum olan plasenta previa yaşlı annelerde daha yaygındır.

Doğum sancıları da ilk kez anne olan daha yaşlı kadınlarda biraz daha uzun sürmektedir.

Onlu yaşlardaki kadınlar da hamilelik komplikasyonları açısından yüksek risk altındadırlar. Genç annelerin kendilerine dikkat etmeye daha az özen gösterdikleri düşünüldüğünde, risk tamamen yaşla ilişkili olmayabilir. Bu genç kızlar yetersiz diyetler uygulamakta, doğum öncesi bakıma pek az ilgi göstermekte ya da hiç göstermemektedirler; sonuç olarak preeklampsi ve eklampsi sık sık toksemi olarak adlandırılan, potansiyel olarak öldürücü bir durum daha fazla görülmektedir. Onlu yaşlardaki hamile kadınların da düşük, rahim içi büyüme geriliği, ölü doğum ve erken doğum oranları birkaç yaş daha büyük kadınlara göre daha yüksektir.

Yetersiz diyet doğum kilosu düşük bir bebek doğurma riskinizi arttırır, bu bebeği enfeksiyona, hastalığa ve ölüme daha açık hale getirir. Yeterli kilo alamamak, bebeğinizi kötü bir şekilde etkileyebilir. Doktorların çoğu 9 ila 13 kilo arasında kilo alınmasını, ortalama olarak 11 kilo alınmasını tavsiye ediyor. Yaşamınızın büyük kısmında kötü beslendiyseniz, hamilelik sırasında uygulanan iyi beslenmeye rağmen bebeğiniz bunun etkilerini hissedebilir.

Sigara içenlerin bebekleri daha küçük olma eğilimindedir. Ayrıca, sigara içen bir kadın-da düşük ya da ölü doğum riski sigara içme-yen bir anneye göre biraz daha yüksektir.

Alkol, gelişmekte olan bebekte anormal değişikliklere yol açabilir. Fetal alkol sendromu, doktora içki alışkanlıklarının daha ılımlı olduğunu söyleyen annelerin bebeklerinde de ortaya çıktığı bilindiği halde, en fazla alkoliklerin ve aşırı içenlerin bebeklerinde görülmektedir. Bu bebeklerde yüz anormallikleri, kol, bacak ve kalp kusurları görülmektedir. Bazılarının büyümesi geri kalmakta ve ayrıca zeka geriliği de görülmektedir.

Kafein; kahve, çay, çikolata ve kolada bulunan bir uyarıcıdır. Çok kahve tüketen kadınların bebekleri ortalamadan biraz daha küçük olma eğilimindedir. Ancak bu kadınlar genellikle sigara da içtikleri için, kafeinin düşük kilodan sorumlu olup olmadığı bilinmemektedir.

Röntgenden gelen radyasyon cenine zarar verebilir. Bu nedenle mümkünse karına yönelik röntgenden kaçının.

Doktorlar artık röntgenin cenin üzerindeki potansiyel tehlikelerinin tamamen farkındadırlar. Ayrıca, donanım daha az radyasyonu gerekli hale getirecek şekilde geliştirilmiştir. Bu faktörler birleşerek, hamile bir kadının röntgen muayenesi gerektiren tıbbi bir sorunu olduğunda, röntgen muayenelerini güvenli hale getirmişlerdir.

Hamileyseniz, diş, baş ya da kol ve bacaklar için röntgen çektirmeniz güvenlidir. Modern teknikler karnınızı korur ve vücudunuzda röntgene maruz kalan tek kısım röntgenin odaklandığı bölge olur.

Doğum kusurları tüm yeni doğanların yüzde 2 ila 3 ünde ortaya çıkmaktadır. Bazı kusurlar annenin yaşıyla ilişkilidir. Örneğin, 30 yaşındaysanız, mongol bir bebeğe sahip olma şansınız 885 de l dir, ama 40 yaşın üzerindeyseniz olasılık 109 doğumda l dir.

Doğum kusurları riskinin, hamile kadın tarafından alınan bazı ilaçlarla, şeker, rahim için enfeksiyonları ve alkolizm gibi hastalıklarla arttığı bilinmektedir.
 


Hamilelikte Kızamık Gebelikte Kızamıkçık





Kızamıkçık ve toksoplazma erken gebelik sırasında geçirildiği taktirde bebekte bazı ciddi problemlere yol açabilecek enfeksiyon hastalıklarıdır.Gebelikten önce yaptırdığınız testte eğer, kızamıkçık antikorlarınız negatif çıkarsa bu hastalığa karşı bağışıklığınız yok yani duyarlısınız anlamına gelir. Bu durumda, size doktorunuz gebelik öncesinde aşı önerebilir. Kızamıkçık aşısı etkisi azaltılmış da olsa canlı virüslerden yapıldığı için aşı sonrası 3 ay süreyle hamile kalmamanız ve bu sürenin sonunda bağışıklık gelişip gelişmediğini kontrol ettirmeniz gereklidir. Toksoplazma antikorlarının negatifliği de bu hastalığa karşı duyarlılığı gösterir. Bunun aşısı olmasa da doktorunuz size dikkat etmeniz gereken hususları bildirecektir.

Kızamıkçık (rubella) hakkıda bilmeniz gerekenler Kızamıkçık, annenin gebeyken bu hastalığa yakalanması durumunda, doğmamış bebeğe ciddi zararlar verebilecek bulaşıcı bir hastalıktır. Anneleri gebeliğin ilk sekiz ile on haftasında kızamıkçığa yakalanan bebeklerin yaklaşık yüzde 90’ı bundan ciddi olarak etkilenir. Bebeğin işitmesi, görmesi ve beyni zarar görebilir ve düşük yapma ve bebeğin ölü doğması riski artar. Gebe kalmadan önce kızamıkçığa karşı bağışıklık kazanmış olduğunuzdan emin olmanız gerçekten önemlidir. Bağışıklığın belirlenmesi için basit bir kan tahlili yeterlidir. Bağışıklığınız yoksa, hastalığa karşı aşı olabilirsiniz; ancak bu, gebe kalmadan önce yaptırılmalıdır. Çocuk doğuracak yaşta bir kadınsanız ve henüz aşı olmamışsanız, gebe kalmaya karar vermeden çok önce lütfen doktorunuza giderek aşı olun.

Hamilelikte Kanama Gebelikte Vajinal Kanamalar





Gebeliğin ilk üç ayında en sık rastlanan şikayetlerden biri vaginal kanamadır. Kanamanın meydana gelmesi durumunda acilen doktorunuzla irtibata geçmeniz gerekir. Kanamanın saptanması her zaman gebeliğin sona erdiğini göstermez, fakat kontrol edilmesi ve bazı tedbirlerin alınması gereken bir durumdur. İlk üç aydaki kanamaların en sık sebepleri şunlardır :

Düşük Tehdidi

Durdurulamayan Düşük

Dış Gebelik

Gebelik Dışı Kanamalar

Düşük Tehdidi : Vaginadan kırmızı kanama mevcuttur. Yapılan muayenede rahim ağzı kapalıdır ve ultrasonografi kontrolünde bebek canlıdır. Gebelik haftasına göre bazı ilaçların kullanımı ve yatak istrahati ile beraber cinsel ilişki yasağı gerektirir. Düşük tehdidi saptanan gebelikte alınan tedbirlerle sona erebilir veya olay durdurulamaz ve düşük meydana gelebilir.Düşük tehdidi saptanan gebelerin kanamanın artması veya parça düşmesi durumlarında acilen doktoruna veya hastaneye başvurması gerekmektedir.

Durdurulamayan Düşük : Vaginadan kırmızı kanama ile birlikte parça da gelebilir. Bu durumda yapılan muayenede rahim ağzı açılmaya başlamış ve gebelik mahsulü görülebilir. Ultrasonografide bebek görülemez veya bebek görülse de canlı değildir. Düşük saptanmışsa müdahale ile kalan gebelik parçaları temizlenmesi gerekir.Bu durumda yapılması gereken acilen bir sağlık kuruluşuna veya doktorunuza başvurmaktır. Muhtemelen hemen müdahale gerekecektir. Çünkü kanama oldukça fazladır.

Gebelik ile İlgili Olmayan Kanamalar : Gebelik süresince meydana gelen kanamaların bir bölümü gebelik ile ilgili olmayabilir. Bunlar rahim ağzındaki yaranın kanaması, rahim ağzındaki polipler, vaginadaki bazı sorunlar nedeniyle olabilir. Kanama nedeniyle yapılan vaginal muayenede rahim içinden kanama olmadığı saptanır. Asıl sorun saptanır. Ultrasonografi ile yapılan kontrolde de bebek ve gebelikle ilgili sorun saptanmaz. Bu durumda alınan önlemler gebelik de göz önüne alınarak uygulanır.

Dış Gebelik için tıklayınız.

Hamilelikte Gebelikte Hemoroid Hamilelikte Kabızlık





Eğilimi olan kişilerde gebelik, uzun süre ayakta kalma ve ilerleyen yaşla bacaklarda ve genital bölgede varisler oluşabilir. Varisin oluşmasına sebep büyüyen rahmin bacaklardan gelen toplardamarlara bası yapması sonucu kanın bacaklarda göllenmesiyle toplardamarlarda genişlemelerin oluşmasıdır. Gebelik ilerledikçe belirginleşir. Tedavi daha çok periyodik dinlenme, ayakların kaldırılması ve elastik çoraplarla sağlanır. Yürüyüş ve akşamları 15-20 dakika süreyle bacakları hafif soğuk suda dinlendirme de şikayetlerin giderilmesinde yararlı olacaktır. Cerrahi düzeltme gebelikte önerilmez, ancak semptomlar çok şiddetli ise düşünülebilir. Vulvadaki varisler için lastik köpük pedlerle askıya alma işlemi yapılabilir.

Hemoroid oluşumu da rektum (son barsak) toplar damarlarında basıncın artması ve toplar damarlardan dönüşün uterus tarafından engellenmesi ile gebelikte agrave olur. Ayrıca gebelikteki hormonlar, kabızlık ve kilo artışı da sebepler arasındadır. Aslında bir çeşit varistir. En sık yakınmalar makadda ağrı, kanama, kaşıntı ve akıntıdır. Ilık oturma banyoları ve dışkıyı yumuşatıcı tedbirler (bakınız Kabızlık) ile şikayetler azaltılabilir. Uzun süre ayakta durmaktan, sert sandalyelerde uzun süre oturmaktan sakınmak gerekebilir. Bu önlemlere rağmen şikayetleriniz geçmezse doktorunuz size kabızlık önleyici tedavi veya makad bölgesine topikal anestetik etkisi olan lokal krem, fitil tedavisi uygulanabilir.

Hamilelikte Gebelikte El ve Ayaklarda Uyuşukluk Nedenleri Sebebleri





Uyuşukluk baş parmağınız, işaret parmağınız ve orta parmağınızın tamamını, ayrıca yüzük parmağınızın yarısını kapsıyorsa, bu olasılıkla karpal tünel sendromu olabilir. Bu durum et kesme, piyano çalma, daktilo yazma gibi yineleyici el hareketlerini gerektiren işleri sürekli yapanlarda çok yaygın olmakla birlikte, gebelerde de sık görülür. Bu parmakların duyusunu sağlayan sinirin geçtiği bilekteki karpal tünel, gebelik sırasında (vücuttaki birçok başka doku gibi) şişer ve sinire baskı yapması sonucu uyuşukluk, sızlama, yanma ve/veya ağrıya yol açar. Belirtiler el ve bileği de etkileyebilir ve kola da yayılabilir. Gebelikten dolayı ellerinizde biriken sıvı yüzünden, şişme ve birlikte ortaya çıkan belirtiler geceleri daha şiddetli olabilir.

 

 Yakınmalarınızın şiddetini arttıracağından, ellerinizin üstüne yatmaktan kaçınmaya çalışın. Uyuşukluk olduğunda ellerinizi yatağınızın yanına sarkıtmanız ve kuvvetlice sallamanız şikayetinizi hafifletebilir. Bu uygulama etkili olmuyorsa ve ağrı ya da tek başına uyuşukluk uykunuzla birlikte ortaya çıkıyorsa durumu hekiminizle birlikte değerlendirin. Bileklik takmanız ve her gün B6 vitamini almanız sıklıkla yararlı olur. Bazı kişiler akupunkturdan yararlanır. Kortizonlu (stereoid) ve kortizonsuz (nonstereoid) iltihap kurutucu (antienflamatuvar) ilaçların gebelik sırasında kullanımı önerilemez. Başka tedaviler başarısız olursa ve sorun gebelikten sonra da sürerse, basit bir ameliyat uygun olabilir.

Düşük Riski Hamilelikte Gebelikte Düşük Nedenleri Sebebleri





Gebeliğin ilk 20 haftası içinde, 500 gramdan az embriyo veya fetüs ve eklerinin tamamının veya bir kısmının uterus kavitesi dışına atılması olayına abortus denilmektedir (1977 Dünya Sağlık Örgütü tanımlaması). Kısaca, 20. gebelik haftasından önce herhangi bir nedenle gebeliğin sonlanmasına abortus (düşük) adı verilir. İlk 12 hafta içinde oluşan düşükler erken düşük, 13.-20. haftalar arası oluşanlar da geç düşük adını alır.
Gebeliğin sağlıklı ilerleyebilmesi için birçok şart uygun olmalıdır. Tabii ki ilk şart bebeğin sağlıklı olmasıdır. Daha sonra bebeğin büyüme ve gelişmesini sürdürebileceği "yuva" konforlu, sağlıklı olmalıdır. Son olarak, zararlı dış etkenler ile karşılaşma önlenmelidir.

Bebeğin sağlıklı olması; genetik şifresinin normal olması, rahim içine düzgün bir şekilde yerleşmesine bağlıdır. Genetik şifre bozukluğu (kromozomal anormallik), erken gebelik kayıplarının önemli bir çoğunluğunun nedenidir. Bu durum, doğanın bir savunma mekanizması olarak da yorumlanabilir. Zaten yaşamla bağdaşmayacak sağlıksız gebelik ürünü, erken evrede kaybedilmektedir.


Geç gebelik kayıpları ise, genellikle, genetik bozukluktan ziyade rahim ve rahim kanalının yapısal bozukluklarına bağlıdır. Bu yapısal bozuklukların başlıcaları; servikal yetmezlik, rahim duvarı yapışıklıkları ve rahim içi anatomik bozukluklarıdır.

Yumurta ile spermin buluşması, tüplerde olur. Tüpte karşılaşan bu iki hücre birleşir ve rahime doğru tüp boyunca hareket ederek ilerlerler. Bu iki hücre yolculuk sırasında çoğalmaya devam eder. Yaklaşık 6 gün süren bu yolculuk kesintiye uğrarsa dış gebelik oluşabilir. Yine, varılması gereken son nokta rahim içinde kendisine annenin hormonları ile hazırlanan "yuvadır". Bu yuvanın dışında bir yere yerleşmesi sorun olabilir. Örneğin rahim ağzına (servikal gebelik) veya rahim duvarına (intertisyel gebelik) yerleşmesi, nadir de olsa ciddi riskler taşır. Bu bölgelere yerleşen bebek (embriyo) sağlıklı bir şekilde büyüme gelişmesini sürdüremeyecektir.

Düşükler her zaman aynı belirtilerle olmaz. Bazen kanama veya ağrı henüz başlamamışken teşhis edilebilen düşükler vardır. Gebelik kesesi görülmesine rağmen embriyonun gelişmemesi veya çok erken dönemde gelişmesinin durması nedeniyle görülmemesi (Boş kese - Anembriyonik gebelik) de bir tür düşüktür. Bir başka farklı düşük tipi de "missed abortus" adı verilen, embriyonun oluştuktan sonra yaşamaya devam etmemesidir. Bu durumda embriyonun kalp atışları görülmemektedir. Her iki tip düşük de kürtaj ile sonlandırılmalıdır.

Klasik anlamda en çok bilinen, karşılaşılan şekliyle düşük (abortus), kanama ve / veya ağrı ile başlar. Abortuslar, Düşük tehdidi, kaçınılmaz düşük, tam olmayan düşük, tam düşük şeklinde 4 gruba ayrılır:

1. Düşük tehdidi:
20 haftanın altındaki gebeliklerde, vaginal kanama olmasıdır. Anne adaylarının yaklaşık %30-40'ı gebeliklerinde düşük tehdidi yaşamaktadır. Bu durumda kanama genellikle şiddetli değildir. Rahim ağzı kapalıdır. Düşük tehdidine en sık 8-10. gebelik haftalarına kadar rastlanır.

Düşük tehdidinde seri gebelik hormon düzeyi (ßhCG) takipleri gerekebilir. Gebeliğin rahim içi yerleşimli olduğu ve sağlıklı büyüme ve gelişmesini sürdürdüğü, ßhCG ve ultrason takipleri ile anlaşılabilir. Düşük tehdidi yaşayan Rh Uyuşmazlığı olan anne adaylarına Rhogam (Anti-D) yapılmalıdır.

Düşük tehdidi yaşayan anne adaylarına, fiziksel aktivitelerini kısıtlamaları, yatak istirahati, cinsel ilişkinin yasaklanması önerilir. Ayrıca düşük tehdidi sebebi olarak luteal faz yetmezliği düşünülen olgularda Progesteron hormonu içeren ilaçlar kullanılabilir. Tedavi metotlarının etkinliği tartışmalıdır.

Tüm önlemlere rağmen düşük tehdidi, düşük ile sonlanabilir. Bu olayın bir sebebi de düşüklerin önemli bir kısmının genetik anomalilerden kaynaklanmasıdır. Sağlıksız bir gebeliğin devam etmemesi doğal seleksiyon mekanizmasının işlemesi olarak değerlendirilebilir.

2. Kaçınılmaz -Durdurulamayan Düşük (Abortus incipiens):
Bu durumda genellikle kanama şiddetlidir ve rahim ağzı açıktır. Kramp şeklinde karın, kasık ağrısı olabilir. Tedavi kürtajdır. Rh uyuşmazlığı olanlarda yine Rhogam (Anti - D), işlemden önce veya sonra uygulanmalıdır.

3. Tam Olmayan Düşük (İnkomplet Abortus):
Gebelik dokularının bir kısmının kaybıdır. Gebeliğin 6. haftasından önce genellikle embriyo ve plasenta birlikte atılır. Daha sonraki gebelik haftalarında yaşanan düşüklerde, embriyonun bazı kısımları, zarları veya plasenta dokusunun parçaları içerde kalabilir. Tam olmayan düşük tespit edildiğinde kürtaj, gereğinde Rhogam uygulanır. Teşhis konmuşsa, mümkün olan en kısa sürede kürtajla rahim içinde kalan parçalar temizlenmelidir. Enfeksiyon bulguları sorgulanır, antibiyotik tedavisi başlanır. Tam kan sayımı ile kan kaybı miktarı araştırılabilir.

4. Tam Düşük (Komplet Abortus):
Gebeliğe ait tüm dokular atılmıştır. Ancak pratikte rahim içinin bütünüyle temiz olduğundan emin olmak için revizyon amaçlı kürtaj uygulanabilir.

Tüm düşüklerde müdahale ile alınan dokular patolojik incelemeye gönderilir.

Down Sendromu Nedir Neden Olur





Down sendromu ile ilgili bu bilgilerin size bebeğinizin ilk günlerinde yardımcı olacağına inanıyoruz. Bu aşamada Down sendromu’yla ilgili daha başka bir şey bilmek istemediğinizi düşünebilirsiniz. Böyle hissediyorsanız, bu kitapçığı kendinizi hazır hissettiğinizde okumak üzere emin bir yere kaldırın. Metin olun. Bu durum sadece sizin başınıza gelmedi. Ülkemizde ve Dünya’da Down sendromu olan pek çok çocuk var ve sizin şimdi karşılaştığınız kaygıların aynısını yaşamış olan daha pek çok ana-baba var. Sabırla ve gayretle bir çok sorunun altından birçok anne-baba gibi sizde kalkabilirsiniz.

Down sendromu nedir ve neden olur ?
”Down” sözcüğü, bu hastalığı ilk kez 1866 yılında tanımlayan John Longdon Down ‘dan gelmektedir. Doğan her 660-800 çocuktan birinde, sizin çocuğunuzda olduğu gibi, Down sendromu vardır. Down Sendromu yaklaşık 150 yıldan beri bilinmekle birlikte, hastalık 1959’a dek tam olarak açıklanamamıştı. Bu tarihte, bebeğin kanından örnek alınarak Down sendromu’na yol açan fazla kromozomun ortaya çıkarabileceği anlaşılmıştı.

Kromozomlar, vücudu meydana getiren hücrelerin küçük birer parçacığıdır; kodlanmış bir mesaj gibi kalıtsal olarak aldığımız tüm özelliklerin ‘kopyasını’ taşırlar. Her hücremizde taşıdığımız 46 kromozomun yarısı anneden, yarısı da babadan gelir. Yani böylece her kromozomdan bir çift olmak üzere 23 çift kromozomumuz vardır. Down sendromu olan bebekte ise genellikle 21. kromozom 3 tanedir, bu da toplam kromozom sayısının 46 yerine 47 olmasına yol açar. Down sendrom’lu çocukların yaklaşık % 96’sı bu guruba girer. Ana babanın kromozomları normaldir; ancak bebeğin 21 numaralı kromozom çiftinde iki değil üç kromozom bulunur. Genellikle annenin yumurtasının ya da babanın sperm hücresinin bölünmesinde meydana gelen bir hatadan oluşur. Böyle bir olgunun doğanın bir hatası olduğunu belirtmek gerekir; ana babalar çocuklarının Down sendromu’na sahip olmasında kendi davranışlarını ya da herhangi bir eksikliklerini sorumlu tutmamalıdırlar.

Bu fazladan kromozomun bebeğiniz için anlamı nedir ?
Fazla olan bu kromozom, Down sendromu olan bebek ve yetişkinlerin belirli fiziksel özelliklere sahip olacağını gösterir. Down sendromu olan her çocuk tüm bu özellikleri çeşitli derecelerde taşıyabilir.

Bu ortak işaretler nelerdir? Bebeğinizin kasları yumuşak, eklemleri gevşek olabilir ve gözleri çekik, göz kapaklarında fazladan bir kat bulunabilir. Ayrıca burun kökü çökük, dili büyük olabilir. İlk haftalarda diğer bebekler kadar kilo almayabilir. Aynı zamanda diğer çocuklar kadar da uzamayabilir.

Bebeğinizin Sağlığı
Down sendromu olan çocuklar, zatürree / bronşit gibi akciğer enfeksiyonu ve sinüzite eğilimlidirler; ancak tıp alanındaki bilgi ve becerilerin sayesinde bu durum artık ciddi bir sorun değildir.

Down sendrom’lu çocukların yaklaşık yarısında kalp sorunları da vardır. Bunlar çok küçük sorunlardan, ciddi sorunlara kadar değişkenlik gösterebilir. Çocuk doktorunuz ya da aile doktorunuz size böyle bir sorunun olup olmadığı hakkında bilgi verecek, gerektiğinde kardiyoloji uzmanından konsültasyon isteyecektir. Bebek ve çocuklarda, ileride kalp sorunları çıkabilir ya da aile doktorunuz, sorunu hemen yakalayamayabilir; bu yüzden bebeğinizin nefes alışverişine ve cildinin rengine dikkat edin. Hızlı hızlı nefes alıyor, nefes alırken kaburga araları ve kaburgaların alt kısmı içeri çöküyor, emerken hemen yoruluyor, kalbi çok hızlı atıyorsa endişelenmek gerekir!

Bebeğiniz öncelikle bir bebektir; zihinsel bir sorunu olma ihtimali onun ikinci özelliğidir. Doğumdan hemen sonra bebeğinizin potansiyelinin ne olacağını bilmek olanaksızdır. Ona bol bol sarılın. Be­beğinizin herhangi bir bebeğe verilecek sevgiye, dokunmaya, ilgiye ve bir o kadar da neşeye ihtiyacı vardır.

Bebeğiniz için faydalı bilgiler
Emzirmek için acele etmeyin. Down sendromu olan bebekler genellikle çok yavaş beslenirler; dolayısıyla emzirme işine çok çabuk son vermeyin, sabırlı olun. Ara sıra uyumak isteyebilir. Anneler yanaklarını, çenesini ve ayaklarını okşayarak ve uyumasına engel olarak, daha uzun süre beslemeyi deneyebilirler.

Cilt Bakımı
Bebeğinizin cildi çok kuru olacaktır. Bebeğinize bebek yağı ile masaj yapın ve banyosuna da bu yağdan biraz katın. Bebeğin her gün biraz nemlendirici krem ile ovulması, kuruma çatlamayı önleyecektir.

Bebeğiniz için önerilen etkinlikler
· Bebeğinizin tüm vücuduna üfleyin. Onu gıdıklayın, hafifçe vurun, sıvazlayın ve dürtün. Onu sık sık döndürüp çevirin.
Bebeğinizi her zaman giydirmeyin. Onu yünlü ve tüylü bir battaniyeye ya da hışırtılı bir kağıdın üzerine yatırarak vücut sinirlerinin farklı bir duyguyu yaşamasını sağlayın. Kağıdın çıkardığı ses, onu hareket etmeye yöneltecektir. Sesler bebek için birer uyarıcı ve ödüldür.
Bebeğinizin rahatını bir an için unutun. Onu karyolanın ayak ucuna çok yakın bir yere veya duvar kenarına koyun. Onu ayakları ile itmeye çalışabilir. Bebeğinizi yüzüstü yatırın ve gözünün önüne parlak ve ses çıkaran bir nesne koyun; ancak koyduğunuz nesne başının üzerinde olsun. Bu onun başını kaldırmasını ve boyun kaslarını çalıştırmasını sağlayacaktır.
Eğer bebeğiniz gerinip sırtını hareket ettiriyorsa, ıslık çalıp, şarkı söyleyin. Aniden azalan değişik sesler çıkarın. Bebeğinize karşı çocukça davranmaktan korkmayın. Ah ve oh seslerinin, hiç bir normal konuşmanın yaratamayacağı hareketleri yaratmasını görmek çok ilginçtir.
Kollarına ve ayaklarına küçük ziller bağlayın. Bu onun daha sık ve daha amaçlı bir şekilde kollarını oynatmasını ve tekme atmasını sağlayacaktır. Farklı ellerini kullanmayı öğrenecektir.
Bebeğiniz emeklemeye çalışmıyorsa, onu bir rulo halinde sarılmış havlunun üzerine yatırarak banyo yaptırın. Bu rahat havlu göğsüne ve karnına destek olacak ve kollarının su içinde rahatça hareket etmesini sağlayacaktır. Bu pozisyonlarda hareket ederken, bebeğiniz emekleme hareketlerine çok yaklaşabilir.


Gelecek ne gösterecek ?
Bu aşamada gelecekten söz etmek garip görünebilir; ancak şu iki soru ilk bir kaç hafta içinde ana babalar tarafından sık sık sorulur;

Çocuğum büyüdüğü zaman neyle karşılaşacak ?
Önceden ne gibi bir maddi önlem alabiliriz ?


Down Sendromlu çocuklar uzun süre yaşayabilir ve mutlu bir hayat sürebilir. Büyük bir fiziksel sorun olmadığı sürece, oğlunuz yada kızınız, bizlerin karşılaştığı sorunlarla karşılaşarak ellili yaşlarına kadar gelebilecektir: okul, eğitim, iş ve kendine ait bir düzen gibi…

Son olarak, her şey çok yavaş ilerliyor gibiyse de ümitsizliğe kapılmayın. Çocuğunuz kendi becerilerini geliştirecektir. Bu yüzden ne kadar küçük olursa olsun, atılan her adımdan mutluluk duyun.

Dış Gebelik Bebeğin Tüplerde Gelişmesi Dış Gebelik Bilgi





Sperm hücresi ile döllenmiş yumurtanın rahim dışında başka bir dokuya yerleşip orada gelişmesidir.

Dış gebeliğin en çok yerleştiği yer kadının fallop kanallarıdır (tüpler).
Bunun dışında yumurtalıkta (ovarian gebelik), karın içerisinde (abdominal gebelik), rahim ağzında (servikal gebelik) da olabilmektedir. Ayrıca rahim içerisinde normal bir gebelikle birlikte dış gebelik görülmesine heterotopik gebelik denir. Bu durum ortalama 10000 de 1 görülür.

Dış gebelik erken gebelik döneminde görülen ciddi komplikasyonlardan biridir. Oluşan gebelik dış gebelikse embriyo kaybedilmekte, anne hayatı da ciddi olarak tehlike altında kalmaktadır.

Günümüzdeki erken tanı yöntemleri ve tedavi seçeneklerindeki gelişmeler sayesinde hastalık erken dönemde, anne hayatını tehlikeye sokmadan tanınabilmekte, hatta annenin tüpünde hasarlanma meydana gelmeden tedavi edilebilmektedir.

Dış gebelik genellikle yumurtanın tüpler aracılığı ile rahime transferi sırasında oluşan bir problemden kaynaklanmaktadır. Kadın her adet döneminde yumurtalıklarından yumurta atar ve bu yumurta spermle birleşip gebeliği oluşturmak üzere tüpler aracılığı ile rahime doğru ilerler. Tüp içerisindeki kanalda oluşan herhangi bir darlık yumurtanın rahime doğru ilerlemesini fiziksel olarak engeller. Tüpteki bu darlık erkekten gelen spermin geçişine izin verirken yumurtanın geçişini engeller. Tüpte döllenen yumurta rahime doğru ilerleyemez ve darlık bölgesine yerleşerek orda gelişmeye başlar.

Dış gebelik nedenleri:
Geçirilmiş salpenjitis (tüplerin iltihaplanması): Dış gebelik geçiren kadınların %50'sinden fazlasının nedeni salpenjitistir. Salpenjitis cinsel yolla bulaşan bazı mikroorganizmaların (gonore ve klamidya gibi) tüplerde yaptığı enfeksiyondur. Bu enfeksiyon, çok ince olan tüp içi kanalları tam veya kısmi olarak tıkayıp, tüp içersindeki hassas mukozada mikroskopik boyutta zedelenmelere neden olur. Hastalık tüpleri tam olarak tıkarsa gebelik hiç oluşmaz ve durumda kısırlık oluşur. Eğer tüp kısmi olarak tıkanmışsa veya mukozada mikroskopik zedelenme varsa dış gebelik oluşabilir.

Doğuştan (konjenital) tüp anomalileri: Kadının tüpleri yapısal olarak yumurta geçişinin mümkün olamayacağı kadar dar olabilir.

Tüplerin etrafındaki yapışıklıklar: Geçirilmiş salpenjitis de tüp etrafında yapışıklığa neden olabilir. Ayrıca çeşitli hastalıklar nedeniyle alt karın bölgesine yapılan ameliyatlar sonrasında gelişen karın içi yapışıklılar tüplerin serbestçe hareket etmesini engelleyerek dış gebeliğe neden olabilir.

Doğum kontrol yöntemi başarısızlığı: Tüp bağlanması sonrası ve rahim içi araş kullanırken gebe kalınması halinde bu gebeliğin dış gebelik olması ihtimali biraz daha fazladır.

Kısırlık tedavisi: Kısırlığın bizzat tüplerdeki hasardan kaynaklanıyor olması, kısırlık tedavisi amacı ile yapılan girişimler ve ilaç tedavileri dış gebelik riskini bir miktar arttırır.

Dış gebelik toplumda yaklaşık 40-100 gebelikte bir görülmektedir. Son yıllarda dış gebelik vakalarında bir artış söz konusudur. Bunun sebebi eskiye oranla cinsel yolla bulaşan hastalık oranının artmış olması ve tanı yöntemlerindeki teknolojik gelişmedir.

Belirtiler nelerdir?
Dış gebeliğin henüz tüpte hasara yol açmadığı, karın içine kanamanın olmadığı erken dönemdeki yakınmalar çok belirgin değildir. Hiç bir yakınma da olmayabilir. Bununla birlikte alt karın bölgesinde ağrı, kasıkta tek taraflı ağrı, adet rötarı, genellikle lekelenme tarzında olan vaginal kanama, göğüslerde hassasiyet ve bulantı hissi sıklıkla rastlanılan şikayetlerdir. Dış gebelik tanı konmadan önce karın içine kanamaya başlamışsa bu bulgulara ilaveten, alt karın bölgesinde ani-keskin-şiddetli bir ağrı, tansiyon düşmesine bağlı baygınlık hissi (ve bazı durumlarda omuz ağrısı) belirginleşir.

Tanı araçları:
Beta hCG (b-hCG= serumda gebelik testi): İlk önce hastada gebelik varlığının saptanması için gebelik testi yapılmalıdır. Idrarda yapılan testlerde hatalı test sonuçlarına rastlanabilmesi nedeni ile serumda yapılan beta hCG testi tercih edilmektedir.

Hematokrit (tam kan sayımı): Dış gebelik kanamaya neden olmuşsa iç kanamanın şiddeti konusunda fikir verir.

Ultrason (vaginal ultrason): Kadın genital organlarının ayrıntılı olarak izlenebilmesine olanak sağlayan bir yöntemdir. Ultrasonografik olarak gebelik kesesinin nereye yerleştiği ve karın içi kanama olup olmadığı tespit edilebilir.

Kuldosentez: Gerekli görüldüğünde yapılan tanısal bir işlemdir. Vajinadan karın boşluğuna girilerek karın içi kanama olup olmadığı tespit edilir.

Dilatasyon küretaj: Ultrasonda rahim içi gebelik olmadığı tespit edildiğinde dış gebeliğe ait rahim içi değişiklikleri saptamak için yapılır.

Tedavi:
Tedavide izlenecek yol hastalığın tanı anındaki durumu ile ilgilidir. Eğer tüp hasarlanmadan ve iç kanama meydana gelmeden tanı konmuşsa hasta ameliyat edilmeden tedavi edilebilir. Son yıllarda kullanılmaya başlanan ilaç tedavileri (Methotrexate, Quinacrine) ile hastaya verilen ilaçlar tüpe yerleşmiş gebelik ürününün kanamaya yol açmadan sonlanmasını sağlamaktadır. Bu tedavide hastalar her an gelişebilecek iç kanama açısından sıkı bir takibe alınır. Seri olarak kan tahlilleri ile bhCG ölçümleri yapılır. Takipte bhCG düşüşü beklendiği şekilde gerçekleşmezse ikinci kür methotrexate veya cerrahi tedavi seçilebilir. Bunun dışında, vajinal yoldan dış gebelik materyalinin aspirasyonu veya gebelik kesesine toksik madde enjeksiyonu ile tedavi mümkün olabilir. Son çalışmalarda; sonraki gebelik açısından tedavi metotlarının birbirine üstünlüğü olmadığı bildirilmektedir.

Hastada iç kanama başlamışsa ilk önce kanama şoku ile mücadele edilir. Hastaya damar yolu ile sıvı tedavisi ve kan verilir. Acil olarak ameliyata alınır. Ameliyat açık karın ameliyatı olabileceği gibi laparoskopik olarak da yapılabilir. Ameliyatta gebelik materyali tüpten alınır, kanamalar durdurulur. Laparoskopik teknikle mikrocerrahi prensipleri uygulanarak tüpteki hasar giderilmeye çalışılır.

Erken tanı konmuş hastalarda tedavi sonuçlarının daha yüz güldürücü olması nedeni ile erken gebelik döneminde doktora başvurarak gebeliğin rahim içinde olup olmadığı tespitinin yapılması uygun olacaktır.